Çoğu Virüs Salgını Neden Özellikle Asya veya Afrika'da Ortaya Çıkıyor?

5
3
1
1
0
Tarih boyunca mikroorganizmaların neden olduğu salgınlar toplumsal yaşamda önemli bir yer tuttu. Genellikle salgınların, nüfus artışı, savaşlar, seller, depremler, kıtlık problemi, iklim değişikliği, evsizlik, çevre kirliliği gibi problemler nedeniyle ortaya çıktığı yönünde bir algı hâkim.

Özellikle 2020’den itibaren hayatımıza giren koronavirüs, insanları salgın hastalıklar üzerine daha fazla düşünmeye sevk etti. Tarihte çokça örneğini gördüğümüz ölümlerin ebola, kolera, AIDS ve tüberküloz gibi hastalıklardan kaynaklandığını söyleyebiliriz.

Üstelik bu hastalıkların çıkış noktasının da yoksulluğun kol gezdiği Afrika olması, dikkatleri hastalık ile coğrafya ilişkisine çekebiliyor. Peki gerçekten de hastalıkların coğrafyayla bir ilişkisi var mı? Hastalıklar belirli bölgelerden çıkıp dünyayı etkisi altına alan salgınlara dönüşebiliyor mu? Gelin birlikte meseleyi ele alalım.

Çoğalan nüfus ve kentlerin değişen mimarisi, salgınlara davetiye çıkarabiliyor.

Virüs

Asya ve Afrika gibi ülkelerde insan nüfusunun hızlı çoğalması, hastalıkların bu ülkelerde daha fazla ortaya çıkmasına yol açabiliyor. Örneğin Asya ve Pasifik bölgelerinde dünyanın %60’ının yaşadığı kentler daha da gelişmeye devam ediyor. Hatta Dünya Bankası’nın ifadelerine göre 21. yüzyılın ilk on yılı içerisinde yaklaşık 200 milyon insan Doğu Asya’daki kentlere göç etmiş bulunuyor. Böylelikle bölgenin oldukça kalabalıklaştığını anlayabiliyoruz.

Bu göçler ayrıca yeni yerleşim yerlerine yönelik bir ihtiyaç yaratacağı için ormanlık araziler, yeni konutlar inşa edebilmek için yok ediliyor. Bu durumda ormanlarda yaşayan vahşi hayvanlar, evcil hayvanların ve insanların arasına karışmak zorunda kalabiliyor. Sonuç olarak da vahşi hayvanlardan dolayı kent yaşamına çeşitli virüslerin yayıldığı gözlemlenebiliyor.

Hayvan pazarları ve geçim odaklı tarım, virüslerin yayılması için uygun ortamı hazırlayan diğer koşullar olarak karşımıza çıkıyor.

Hayvan

Asya ve Afrika’daki tarım sistemi, genelde geçim odaklı tarıma ve hayvancılığa bağlı bir sistem. Bu durumda hayvanların düzenli olarak hasta olup olmadığı yönünde bir kontrolü sağlamak zor olabiliyor çünkü hayvanlara yem vermek ve barınacak mekân sağlamak konusunda bu tarım sistemi içerisinde sınırlı imkanlar olduğu biliniyor.

Mesela endemik hastalık taşıyıcılığı konusunda riskli hayvanlardan sığır, domuz ve tavukların genelde birbirleriyle aynı barınma ortamını paylaşması söz konusu. Buna ilaveten bu hayvanların, diğer evcil olmayan hayvanlar ve insanlarla da sürekli yakın temas halinde olduğu görülüyor. Tabii ki sadece tarım sistemindeki problemler hastalıkların yayılmasına yardımcı olmuyor. Aynı zamanda Asya ve Afrika’daki canlı hayvan pazarları, insanlar da dahil olmak üzere pek çok canlının bir arada olduğu oldukça kalabalık yerlerdir ve çeşitli virüslerin üremesi için uygun ortamlardır.

Özellikle Sahra Altı Afrika’daki vahşi hayvan avcılığı ve kasaplık, bazı hayvan türlerinin yok olmasına neden olduğu için ekosistem geri dönülmez bir zarar uğrayabiliyor.

Yemek

Sahra Altı Afrika’daki, vahşi hayvanları avlama kültürü, zoonotik (hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar) hastalıkların bulaşması ve çoğalması için oldukça tehlikelidir. Hatta bu konudaki diğer bir tehlike Asya’daki geleneksel Çin tıbbı kültürü.

Bu kültürde kaplan, ayı, pangolin, gergedan gibi diğer vahşi hayvanların vücutlarının bazı bölümleri Çin tıbbında kullanılan ilaçlara karıştırılıyor. Bu da insan-hayvan etkileşimi yaratıyor ve insanların salgın hastalıklarla daha iç içe yaşamasına neden olabiliyor.

Kaynaklar: 1, 2

5
3
1
1
0
Emoji İle Tepki Ver
5
3
1
1
0
Yorumlar(5)
Yorumunuz minimum 30 karakter olmalıdır.(0)
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen .
Popüler Yorumlar
Tüm Yorumlar
2 yıl önce
Afrika tüm yokluğa rağmen nüfus artışında rekorlar kırıyor, Afrikanin dünyadan aforoz edilmesi gerek. Hatta yardımlar bile kesilmeli. Kaynak israfı... Çin en azından aşı geliştirecek bilim adamlarına, çocuk sınırı getirebilecek zeki adamların yönettiği bir hükumete sahip. Ama Afrikada bu bile yok. Çin nüfus bakımından eskisi kadar çoğalmiyor ama bir de nijeryaya bakın.
Yanıtla
-3
Yorumunuz minimum 10 karakter olmalıdır.(0)
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen .
diğer yanıtları göster
2 yıl önce
"sen olayın arka planını kaçırmışsın" la başlayan arkadaşım, git o emperyal devletlerin en çok ihracat yaptıkları ülkelere, en çok para kazandıkları ülkelere bak sonra konuş. Büyük resmi gördüğünü zannediyorsun ama hayır, öyle büyük bir resim yok. Sadece kendi kaderini belirleyen toplumlar var. Koca bir paragraf yapmışsın ama her bir cümlesine cevap verebilirim fakat gerek yok. Emperyal güçler en çok hangi ülkelerden para kazanıyor, ihracat yapıyor o oranlara baksan anlarsın, sanırım...

Ama yine de şunu söyleyeyim, dışarıdan bir şey almak için önce kendin üretip dışarı satarak döviz kazanman gerek, o dövizlerle dışarıdan tahıl vs alırsın. Ama şuan Afrikada durum yardıma dayalı. Ülkeler yine tahıl ithal edebiliyor ama acınası durumu burada tasdik ettirmeme gerek yok herhalde. Afrikalılar binlerce yıllık tarihi boyunca hiçbir zaman muasır medeniyetler seviyesine ulaşamadılar. (ABD'dekiler bile ulaşamadı :D)
Hollanda da Endenozyayı sömürmüştü neden orada bu emperyal güçler açlık, yokluk yaratamıyor. Orada da fakirlik var ama refah da var, dünyanın en büyük ekonomilerinden birisi. Satın alma gücü bakımından.

Diyeceklerim bu kadar.
-1
2 yıl önce
Sen olayın arka planını kaçırmışsın. Bir faydaları olmadığını düşünüyorsun. Ama faydaları var. Yoksa emin ol dünyanın kaynaklarını yönetenler senin dediğinin daha vahşi yöntemini uygulamayı biliyor. Fayda meselesine gelince şöyle küçük bir örnek vereyim. Bir evsiz düşün yardıma muhtaç. Hiçbir şey alacak parası yok. Her gün bu insana bir ekmek yardımında bulunsalar bu her gün bir tane daha ekmek üretimi demek. Daha çok tahıl ihtiyacı demek. Ekmek fırınlarının fazladan çalışması ve yıpranması demek. Daha çok servis ücreti demek. Zamanından önce fırını yenilemek demek. O fırının fazladan patent ücreti demek. Vs. uzar gider. Bu sadece ekmek üzerinden gelecek paraya küçük bir örnek. Diğer bütün endüstriyel alanları ve muhtaç toplumları da hesaba katarsan devasa ötesi bir ekonomi ortaya çıktığını görürsün. Yani hepsi miami sahilindeki arkadaşların havuzlu malikanelerinde güzel ve yakışıklı eşleri ile çocuklarının bütün ihtiyaçlarını karışlayabilmeleri ve kendi hayatlarının keyfini çıkarabilmeleri için. Burada anlatmaya çalıştığım şu. Ekonomiye katkı sağlamayan insanlar bile ne kadar büyük kazançların sağlanmasında rol alıyorlar. Hani Afrika’dakiler üretmiyor gereksiz anlamında konuşmuşsun ya. İşte senin dediğin gibi olsaydı emin ol dünyanın sınırlı kaynaklarını onlarla paylaşmazlardı mübarek ;)
2 yıl önce
O kadar haklısın ki. Hümanistlik diye diye insanlığı zor duruma sokuyorlar. Dünyanın bir kapasitesi var. İnsanoğlu hiç durmadan çoğalıp tahrip ediyor. Sadece afrika ülkeleri değil, en yakın örneği ağzımızın içindeki suriyeliler. Tavşan gibi ürüyorlar. Şu an pek anlamıyorlar ama bundan 20 sene sonra bazı şehirlerimizde Türk ırkından çok suriyeli olacak. Bilnçsiz toplumlar yok olmaya mahkum olsa keşke.
-1
2 yıl önce
Labaratuvar sızıntıları ihtimallerine daha dikkat etsinler, ya da dünyayı yöneten kesime daha az itaat etsinler. Virüs vb. şeyler zaten azalacaktır sonuç olarak.
Yanıtla
-1
Yorumunuz minimum 10 karakter olmalıdır.(0)
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen .
2 yıl önce
Afrika ve asya da gelismis ulkeler ilac testleri yapiyor. Bu da bu kita insanlarinin kobay olarak kullanilmasi sonucunu beraberinde getiriyor. Bir cok hastaligin afrika ve asyadan cikmasi desaduf degil.
Yanıtla
Yorumunuz minimum 10 karakter olmalıdır.(0)
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen .
2 yıl önce
insanlık dışına çıkmaktan kaynaklanıyor... gerek temizlik... gerekse yenen gıdalar açısından insan gibi yaşamıyorlar... pislik içindeler ve hareket eden her şeyi yiyorlar... hastalık çıkması da kaçınılmaz oluyor...
Yanıtla
Yorumunuz minimum 10 karakter olmalıdır.(0)
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen .
2 yıl önce
afrikanin bu durumda olmasini suçu avrup abd rusya gibi güçler suçu afrika ve doğuya atarak kurtulamayiz
Yanıtla
Yorumunuz minimum 10 karakter olmalıdır.(0)
Ziyaretçi olarak yorum yapıyorsun, dilersen .
2 yıl önce
Özellikle Afrika'da yaşayan pek çok kavim eski bağnaz geleneklerine aşırı bağlı bundan dolayı gelişmiyorlar.
Afrika tarihinde yüksek bir uygarlık olmuş kaç tane devlet-imparatorluk var?
Dünya IQ ortalamasına baktığın zamanda Afrika'nın pek çok bölgesi gorillerle yarışıyor sürekli üremekten başka bir şey yaptıkları yok.

Afrika'nın gelişmemişliğini sadece sömürgeye bağlamak olmaz, gelişime açık toplumlar her koşulda gelişebiliyor.
-1